Dil ve Konuşma Terapisi

Dil ve Konuşma Terapisi

Dil ve konuşma, bireylerin kendilerini ifade etmede, iletişim kurmada ve sosyal hayatı paylaşmada kullandıkları en önemli araçlardandır. Dil ve konuşma ile ilgili bozukluklar bireyin yaşam kalitesini olumsuz etkileyecek, psikolojik, sosyal ve akademik problemlere yol açabilecek güce sahiptir. Bu nedenle, erken tanı ve gecikmeden yapılan uygun müdahale oldukça önemlidir. Tanılamanın ve terapi sürecinin uzman kişilerce yapılması, konunun bir diğer önemli noktasıdır.
Dil ve konuşma terapistleri, dil ve konuşma bozuklukları alanında eğitim almış; dil, konuşma, ses ve yutma bozukluğu olan çocuk ve yetişkinleri değerlendirme, ihtiyaca uygun terapi programını hazırlama ve uygulama yetkisine sahip olan uzmanlardır. Dil ve konuşma terapistinin hizmet verdiği alanlar; gelişimsel dil bozuklukları, konuşma bozuklukları, ses bozuklukları, yutma bozuklukları, bilişsel yetersizliğe bağlı iletişim bozukluklarıdır. Dil ve konuşma terapistlerinin görev tanımında, toplumu dil ve konuşma bozuklukları hakkında bilinçlendirecek çalışmaları yapmak, dil ve konuşma bozukluklarının önlemesine yönelik çalışmalarda bulunmak da yer almaktadır.
 
Dil ve konuşma terapisi; değerlendirme, tanıyı koyma, uygun terapi yöntemine karar verme, terapi basamaklarını planlama ve terapiyi uygulama aşamalarından oluşmaktadır. Değerlendirme, terapi sürecinin en önemli basamaklarından biridir. Değerlendirme doğru yapıldığı takdirde doğru tanı konabilir ve uygun terapi yöntemine karar verilebilir. Bu süreçte, aileden ve bazı durumlarda bireyin kendisinden bilgi alınır; standardizasyonu yapılmış testlerle bireyin, yaşından beklenen dil ve konuşma becerilerine sahip olup olmadığı belirlenir. Oyun oynamak ve çocuk-aile etkileşimini gözlemlemek çocuk ve ergenlerin değerlendirilmesinde başvurulan diğer yöntemler arasındadır.
 
Dil ve konuşma terapisti, bazı durumlarda değerlendirme sonrasında bozukluğun tipini belirleyerek doğrudan tanı koyabilir, bazı durumlarda ise bireyi kulak burun boğaz uzmanına, çocuk psikiyatrisine ve/veya çocuk nörolojisine de yönlendirerek bozukluğun etiyolojisinin tanılanmasına katkıda bulunabilir.
Değerlendirme süreci tamamlandıktan sonra, elde edilen veriler doğrultusunda terapi programı planlanır, programın aşamaları belirlenir ve her bir aşama sırayla uygulanır. Dil ve konuşma terapileri, bireye özel terapilerdir. Bir birey için uygun olan ve iyi sonuç veren bir terapi programı, bozukluğun tipi aynı olsa bile, bir diğer kişi için aynı etkililiği göstermeyebilir. Bu nedenle, terapiler planlanırken bireyden alınan bilgiler ve bireyin özellikleri belirleyici olmaktadır.
Dil ve konuşma terapisinin etkili olması ve olumlu sonuç vermesinde aile desteğinin önemi bir hayli fazladır. Aile, terapiyle ilgili bilgilendirilmekte ve mutlaka sürece aktif olarak dahil edilmektedir.